Türkiye emisyon ticaret sistemi taslak aşamasında ve yakın zamanda tamamlanarak faaliyete geçmesi planlanıyor. Ancak uygulamaya geçmeden önce sistemin, CBAM mevzuatındaki raporlama mantığıyla çelişmeyecek şekilde kurgulanması gerekiyor. Aksi halde CBAM kapsamındaki firmalarımız aynı operasyon için her yıl fazladan rapor üretmek, farklı veri setleri oluşturmak ve ilave uyum maliyetleri üstlenmek zorunda kalabilir.

ETS ve CBAM aynı mantıkla çalışmıyor

ETS ve CBAM farklı değerlendirilmelidir. ETS taslağı daha çok tesisin kurulu kapasitesine göre hesaplanan toplam emisyon miktarına bakarak işletmeleri kategorize edip sisteme dahil ediyor. CBAM ise Avrupa Birliği’ne ihraç edilen ürünleri, ürün bazlı gömülü emisyon değerlerine göre ele alıyor.

Yani ETS tesis bazlı, CBAM ise ürün bazlı çalışıyor. Bu nedenle aynı şirket içinde bir üretim hattı CBAM açısından kritik hale gelirken diğer hat neredeyse hiç etkilenmeyebilir. Türkiye’de kurulacak sistem bu farkı baştan kabul ederek tasarlanmazsa firmalarımız iki ayrı mantığa göre veri üretmek zorunda kalacaktır.

50.000 tCO2e eşiği ile 50 ton net kütle aynı şey değil

Piyasada bu iki kavram zaman zaman birbirine karıştırılıyor. Oysa AB tarafında ithalatçının bir takvim yılı içindeki demir-çelik, alüminyum, gübre ve çimento ürünlerinde ilgili net kütlesinin 50 tonu aşması CBAM açısından önemlidir. Türkiye ETS taslağında ise firmalar kurulu kapasite ve toplam emisyon büyüklüğüne göre değerlendiriliyor; örneğin bir takvim yılında 50.000 tCO2e altında kalan tesisler Kategori A içinde yer alabiliyor.

Bu fark doğru anlatılmazsa, bazı üreticiler “ihracat hacmimiz az, CBAM bizi ilgilendirmez” veya “ETS tarafında düşük kategorideyiz, ek hazırlık gerekmez” gibi yanlış sonuçlara varabilir. Oysa özellikle ihracat büyüdükçe, ürün bazlı raporlama zorunluluğu ticari olarak çok daha görünür hale gelecektir.

Türkiye’de ETS başladığında CBAM sorumluluğu ortadan kalkmaz

Türkiye’deki üreticiler ETS kapsamında karbon bedeli ödese bile, bu durum AB ithalatçısının gömülü emisyon raporu istemeyeceği anlamına gelmez. AB tarafında bunun dikkate alınabilmesi için ödemenin ve raporlama içeriğinin doğru belgelenmesi, metodolojinin izlenebilir olması ve telafi edici unsurların ayrı ayrı hesaba katılması gerekir.

Bu nedenle ihracatçılarımız emisyon raporlamasını yaparken CBAM kapsamına giren ürünlerin emisyon değerlerini diğer emisyon verilerinden ayırarak yönetmeli, veri sistemlerini de bu temele göre kurmalıdır. Aksi durumda AB’deki müşteriler rapor sağlayamayan veya zayıf veri sunan tedarikçilerle çalışmak istemeyebilir.

Kategori A yorumu yanlış yapılırsa ihracatçı için sorumluluk oluşturabilir.

Bir tesis Türkiye ETS tarafında Kategori A seviyesinde olabilir ve bu yüzden ilk bakışta düşük riskli gibi görülebilir. Ancak aynı tesis AB’ye CBAM kapsamındaki bir ürün gönderiyorsa, ürünün CN kodu ve ürün bazlı gömülü emisyon verisi yine kritik hale gelir. AB tarafı tesise değil ürüne baktığı için, ETS açısından öncelikli riskte görünmeyen bir işletme CBAM açısından halen ciddi yükümlülük taşıyabilir.

Türkiye ETS sistemi pilot uygulamaya hazırlanırken, CBAM mevzuatı ve kapsamındaki ürünler dikkate alınarak paralel raporlama mimarisi kurulmalıdır. Bu yapılırsa yanlış anlaşılmalar azalır, firmalarımıza gereksiz ek maliyet yüklenmez ve ihracat tarafında veri üretimi daha yönetilebilir hale gelir.

Ne yapılmalı?

  1. Türkiye ETS taslağı hazırlanırken, CBAM kapsamındaki ürün bazlı emisyon raporlama ihtiyaçlarıyla teknik uyum aranmalı.
  2. Tesis bazlı ETS verisi ile ürün bazlı CBAM verisi arasında köprü kuracak metodoloji en başta tanımlanmalı.
  3. İhracatçılar, CBAM kapsamına giren ürünlerini diğer üretim akışlarından ayrıştırarak veri toplamaya başlamalı.
  4. Kategori A, 50.000 tCO2e ve 50 ton net kütle gibi kavramların pazarda yanlış anlatılmasının önüne geçilmeli.
  5. Bu operasyonlar yapay zeka ile oluşturulan basit yazılımlarla yapılmamalı, fabrikanın ham madde girişinden paketleme operasyonuna kadar her proses ciddi şekilde takip edilip veri alınmalıdır. Her fabrika her proses her üretim yöntemi farklıdır. Veri toplama işlemleri proseslerde min. haftalık olacak şekilde işlenmelidir. Bu işin basitleştirilmesinin en kötü olası senaryosu raporunuzun denetlenmesi esnasında AB akredite kuruluş personeli raporunuzu eksik ve hatalı görmesi ve default değerlerden ihracatınızın belirlenmesidir.

Süreçle ilgili sorularınız veya CBAM / SKDM emisyon raporlamaları konusunda desteğe ihtiyacınız varsa bizimle iletişime geçebilirsiniz.

info@recarbeng.com